Mehmet Özdemir

Mazda Atom Bombasından Nasıl Kurtuldu? Kıl Payı

Metnin yazarı: Hans Greimel. Orjinaline şuradan ulaşabilirsiniz. Çeviri bana ait, hatalarımız varsa affola :)

Jujiro_Matsuda.jpg
 


 



Hiroşima’nın en ünlü şirketi Mazda, 6 Ağustos 1945’teki, atom bombası saldırısından ciddi anlamda kıl payı kurtulmuş olabilir.
Bu hikaye Mazda tarafından pek anlatılmaz fakat hikayeyi ilk defa, şirketin nehir deltasındaki ana merkez binasını, son zamanlarda ziyarete gittiğimde kendi resmi tarihçilerinden duydum.

Bombalamanın olduğu gün aynı zamanda Mazda’nın kurucusu Jujiro Matsuda’nın doğum günüydü ve Japon geleneklerince doğum günü tıraşı için oldukça erken saatlerde şehir merkezine doğru yol aldı. Tabi bu sıralarda Enola Gay B-29 bombardıman uçağı da hedefine doğru gidiyordu.

Her zamanki berberine doğru yaklaşırken başka bir müşteri de ilk önce tıraş olmak için hızlı adımlarla ilerliyordu; fakat agresif bir iş insanı olan Matsuda, adımlarını hızlandırdı ve kapıdan ilk giren olmayı başardı. Günün ilk saçı kesilen insanı olmuştu. Saat tam 7 buçukta. Yarım saat içinde de yeni şekil saçına kavuşmuştu. İyi zamanlama.

Saat 8:16’da Little Boy uranyum bombası, Matsuda’nın berberinin sadece 45 metre ilerisinde patlamış, 10000 derecelik ateş topuyla kontrol edilemez, yanıcı ve yok edici bir şok dalgası meydana getirmişti. Fakat bu zamana kadar Matsuda şehir merkezine,  şu anki Mazda Zoom - Zoom stadyumunun bulunduğu bölgeye gitmişti bile.

Şok dalgası arabasını caddeden uçurdu ve kendisini ve sürücüsünü araçtan fırlattı; fakat hala hayattaydılar. Bu durum saldırı sonucu ölen 60.000 ile 80.000 arası insan için söylenemezdi.
Ölenler arasında iki oğlundan genç olan da vardı.

İlginç bir şekilde, o zaman Toyo Kogyo Co. Adıyla bilinen fabrika ve merkez bina fazla zarar görmemiştir. Dağ ve deprem ocağı bir zırh görevi görerek teçhizatları patlamadan korumuştur.
Bütün Japon araba üreticileri II. Dünya Savaşının sonuna doğru gerçekleşen Amerikan hava saldırılarından nasibini almıştır. O zamanlarda Mazda gibi diğer üreticiler de meşru hedef olarak görülmüştü; fakat hiçbiri Mazda kadar neredeyse bitmenin eğişine gelmemişti.

Jujiro, şirketi başkan olduğu 1951’e kadar yönetti ve sonra yaşayan tek oğluna devretti.  Toyo Kogyo’nun tekrar dört tekerli araç üretmesi için 7 yıl daha beklemesi gerekiyordu.

Acaba Jujiro berbere geç girseydi veya sırasını berberin diğer müşterisine verseydi, Mazda bu seviyeye gelebilecek miydi?

 

 


 

 


 

 

 

Canuck ve nazarterzi bunu beğendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Belki de şuanda mazda diye bir şirket bile olmazdı.

Verilmiş sadakası mı var desek ne desek şanslı adammış:)

aa bu arada çeviri için teşekkürler abi aline sağlık

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Güzel paylaşımdı Mehmet, ellerine sağlık teşekkürler.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Berberdeki diğer adam traşsız gitti. yada sakalı kestirdi saçı kaldı. üzüldüm herife.

berbere ilk önce girmeseydi şimdi Mazda 626'ma binemeyecektim heralde

birde mazda seriliğini yıllar önce kanıtlamış berbere önce girerek.

ama güzel paylaşım. emeğine sağlık

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi diyeceksiniz ne alaka, ama sormadan edemiyorum.

Soykırım yapan Hitler diyoruz, ama bunun on katı insanı bir hamlede katleden Truman i..nesi ile milyonlarca Türk'ü yok edip süren stalin soysuzunu neden unuturuz acaba?

Mutlu Tekir bunu beğendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi diyeceksiniz ne alaka, ama sormadan edemiyorum.

Soykırım yapan Hitler diyoruz, ama bunun on katı insanı bir hamlede katleden Truman i..nesi ile milyonlarca Türk'ü yok edip süren stalin soysuzunu neden unuturuz acaba?

Yok ettiği ırka göre değişiyor demek ki önemi gökhan abi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ya da binlerce Kızılderili'yi, İnka'yı ve Aztek'i yok eden bugünün Amerikalıları o zamanın Avrupalıları..

Demek ki neymiş, agresif ve hırslı olmak hayat kurtarabilirmiş :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İşte zamanlamanın kıymeti diyelim bu işe. Ayrıca mazda Fabrikası'nın tarihçileri bile var. Bizde ben tarihçiyim diye fabrikaya başvursan değil insan kaynakları kapıdaki bekçi ilk ve son göreceğin kişi olur o fabrikada :)

Bu arada zamanlamanın Önemi için küçük bir hikaye de benden gelsin.

Almanya da Adamın biri bir rüya görür ve doğru kiliseye gider papaza anlatır.

Papaz der ki bu rüya hiç hayra alamet değil. Sen öyle bir şey yapacaksın ki binlerce insanın Ölümüne sebep olacaksın der.

Adam çok üzgün ve düşünceli bir şekilde çıkar kiliseden. Dalgın Dalgın şehrin dışına doğru yürümeye başlar Zamanın nasıl geçtiğini anlamaz hava kararmaya yakındır ve bir tren kornasıyla irkilir etrafına bakar ki çocuğun biri raylarda oyun oynuyor tren deli gibi korna Çalıyor ama çocuk duymuyor oyuna o kadar kaptırmış ki kendini.

Adam can havliyle atılır ve çocuğu kurtarır. Kenara çekip kolundan tutar ve sorar. Evlat sen tren raylarının tehlikeli olduğunu bilmiyor musun burada oynanır mı hiç. Söyle bakalım duymadın mı trenin kornasını?

Çocuk efendim o kadar dalmışım ki farketmedim bile siz beni kucaklayıp kurtarana kadar. Size minnettarım Hayatımı kurtardınız çok teşekkür ederim der.

Adam da önemli değil ama bir daha burada oynama olur mu der ve çocuğa eve gitmesini söyler.

Sonra çocuk giderken adam arkasından seslenir - hey çocuk adın nedir senin?

Çocuk cevap verir

-ADOLF

:)

Özgür Kızılkaya

nazarterzi bunu beğendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu atom bombasının gazıyla Caponlar başta Hiroshimalı Mazda iyi üretim yapıyor, keza Yahudiler de kendi davalarının mücadelesini benzer şekilde üreterek veriyor... Bizim gibi gelişmekte olan pazarlar addedilen ülkeler de  tüketimde başarılı  :) ...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu atom bombasının gazıyla Caponlar başta Hiroshimalı Mazda iyi üretim yapıyor, keza Yahudiler de kendi davalarının mücadelesini benzer şekilde üreterek veriyor... Bizim gibi gelişmekte olan pazarlar addedilen ülkeler de  tüketimde başarılı  :) ...

O değil de dikkatinizi çekti mi bilmem ama bize Avrupa ve Amerika standartlarında araç hiç gelmiyor. Ellerinden geldiği kadar dandik arabalar gönderiyorlar ve bizi manda altına alamasalar da yedek parça pazarı olarak kullanıp sömürüyorlar Bkz. Fransız araçları.

Biz hiç bir zaman kendi arabamızı üretemeyiz çünkü bizde ağır sanayi hamlesi hiç yapılmadı yapılamadı yaptırılmadı da. Ağır sanayi demek makine yapan makinelere sahip olmak demektir.

Ilk yerli otomobil diye piyasaya duyurmaya çalıştıkları araçlar resmen toplama bilgisayar gibi.

Biz ne Yahudi hırsına sahip olabildik ne Japon teknolojisine ne Alman disiplinine.

Azıcık başımızı kaldırsak tüm işlerimize kendi devletimizin eliyle taş koydurdular.

Bize kazık atmayan araç firmaları Mazda Subaru Honda dır. Toyota da kazık attı.

Özgür Kızılkaya

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi diyeceksiniz ne alaka, ama sormadan edemiyorum.

Soykırım yapan Hitler diyoruz, ama bunun on katı insanı bir hamlede katleden Truman i..nesi ile milyonlarca Türk'ü yok edip süren stalin soysuzunu neden unuturuz acaba?

bende konu ile alakasız ama japonlar ile alakalı pek kimsenin bilmediği bir şeyden bahsedeyim..

http://tr.wikipedia.org/wiki/Shir%C5%8D_Ishii

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu Shiro Ishii de çok şerefsiz adammış.

Her millette bulunur o cinslerden.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi diyeceksiniz ne alaka, ama sormadan edemiyorum.

Soykırım yapan Hitler diyoruz, ama bunun on katı insanı bir hamlede katleden Truman i..nesi ile milyonlarca Türk'ü yok edip süren stalin soysuzunu neden unuturuz acaba?

Doğru söze ne denir?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu Shiro Ishii de çok şerefsiz adammış.

Bu deneyleri izleyen Prens ve sırf deney sonuçlarını almak için ona dokunulmazlık sağlayan ABD de..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Mehmet abi böyle Mazda ile iligli tarihi bilgileri tek bir başlık altında toplasak nasıl olur acaba? :) Okuması çok zevkli gerçekten. :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Guzel yazi tesekkurler. Savas suclarina gelince hemen hemen her ulkenin elleri kanli maalesef. Japonlar da 2. dunya savasinda milyonlarca sivil ve savas esirini katletti, Japon askerleri binlerce Cin'li kadini "rahatlamak" icin kole olarak kullandi...

 

Fransiz'lari da unutmamak lazim. Pek cok Afrika ulkesinin kanini emdiler resmen yuzlerce yil.

Mehmet Özdemir bunu beğendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Güzel yazı Mehmet abi, ellerine sağlık.

 

Bu olaya Japonların yaptıklarını da düşünerek değil de bizlere gerçekten sevgi besleyen ender ülkelerden olduğu için ve yaptıklarının arkasında durmaları olarak bakmalıyız bence. Japonlardaki sorumluluk Alman disiplininde yoksa napıyım o disiplini. :) Japonlar kadar araçlarının arkasında duran ve geri çağıran bir ülke yok. 

 

Bu arada Çinlilerin de "Lingchi" gelenekleri vardır. Dilimleme. Önce dilimlerle, sonra da uzuvları keserler ta ki sadece gövde kalasıya kadar. Japonlar üstünde de bu Lingchi yi yapmışlardır. 

 

Bu arada Avrupa dünyanın kanını emse de, sömürülen ülkeler hala seviyorlar o ülkeleri. Kendi ülkeleri mevzubahis olunca ulusallığı ön plana çıkarırlar. Ülkemiz mevzubahis olunca da olmayan azınlıkların haklarından bahseder bu tek dişi kalmış canavarlar.

Mehmet Özdemir bunu beğendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş



Bilgi Bankası

Üye Haritası

MazdaClubTR Hakkında

2006 senesinin son günlerinde 20 kişi tarafından kurulan MazdaClubTR, Mazda tutkunu ve/veya sahibi binlerce üyenin katkısı ile Mazda konusunda oluşturulan en kapsamlı forum, haber ve bilgi bankasına sahip bağımsız bir topluluktur.